18 Ocak 2014 Cumartesi

Göztepe'ye mektuplar/1.

Sende ne görüyorum biliyor musun?. Sende olmazı görüyorum. Sende
kalmazı görüyorum. Sende gelmezi görüyorum. Seni gördüğüm gün
Temmuz'un akşamıydı ve kalabalıktı. Ben, sana baktıkça, o akşamı
görüyorum. Bir taksi görüyorum. Kapısını açıyorum. Senin gidişini
görüyorum. Siyah kemerli bir kıyafet görüyorum. Ben, sende inancı
görüyorum. Ben, sende çok şey hatırlıyorum. Yaşadığımı, yazdığımı,
okuduğumu görüyorum. Her koyduğum noktadan sonra gelen cümlemi
görüyorum. Ben, sende imkansızı görüyorum. Dokunamamayı yaşıyorum.
Saçların kadar siyah gölgemi görüyorum. Sigaramın dumanında gözlerini,
içkimin tadında varlığını görüyorum. Bilen herkes bana ihtimal
vermiyor. Ben, sende ihtimalsizliği, çaresizliğimin içinde
beklentisizliğimi görüyorum. Güvensizliğinin omuzlarında ki
ağırlığını, dizlerinde ki titremeleri görüyorum. Sende bir Nazım
Hikmet dizesi, bir Nazan Öncel şarkısı, bir Can Yücel küfürü
görüyorum. Ben, sende geceler boyu beyaz sayfalar görüyorum. Sabahı,
öğle uykusunu ve devrilen takvim yapraklarını görüyorum. Mübalağasız,
bitip izmarite dayanan her sigaramda ismini anıyorum. Ben, sende
zayıflığımı görüyorum. Peki ya sen? Aynada bu kadar şey görüyor musun?
Hazerfen'i bilir misin? Bir gün sana doğru uçabileceğimin hayalini
kuruyorum. Evini dahi bilmiyorum. Ancak bu şehirde kullandığın
güzergahları bilseydim, and içerim ki her adımına şiirler bırakırdım.
Ben, sende okunmamış şiirler görüyorum.