8 Mayıs 2012 Salı

sizofrenik tınılar..



''Biraktigin gibi degil hicbir sey. Gelmedigin zamanlarda ki gibi
darmadagin. Hani gorsen yikilmis,bitmis,tukenmis hersey. Hic tahmin
edemeyecegin kadar toz oldu hersey. Kitaplar, esyalar, o ev ve
yasadigimiz bu sehir, hepsi virane adeta yangin yerinden cikmis gibi.
Tadi yok gunlerin. Sabahlarin hepsi ayri ayri aci getiriyor yeni gune.
Parcali umutlarla batiyor gunes aksamlarda. Bazen dusunuyorum nasil
toparlayabilirim bu durumu diye ama isler sarpa sariyor seyyah.
Bildigin gibi degil hicbir sey. Gittigin zamanlardan daha kotu.
Saniyeler dakikalara, dakikalar saatlere ve saatler gunlere evriliyor.
Durduramiyorum zamani ve bir cikar yolunu da bulamiyorum.''


''-Gonderdigi mektup bu doktor bey. Son satirlarinda yazanlar bunlar.
Anlayamadigim sey, biteli yaklasik uc yil olmustu ve hala ayni
konulardan bahsediyordu. Acaba dogru soyluyor olabilir miydi yoksa
yine eski aliskanliklari gibi yalan dolandan mi ibaretti
bahsettikleri. Canimi yakmasaydi daha fazla, boyle olmayacakti
aslinda. Birbirini tamamlayan iki insandik ve cogu zamanimiz keyifli
geciyordu. Neden ve nasil oldugu konusunda pek bir sey
soyleyemeyecegim ancak kendimizdik buna sebep olan. Evet bizdik, ben
ve o! Boyle olmamaliydi ama boyle oldu. Engel tanimaz bir sekilde
ilerledi once soguklugumuz. Gozlerimiz birbirine degdiginde
birbirimize degilde eski bir filmden sahneler goruyorduk sanki, kesik
kesik ve silik. Iste boyle efendim. Dogrusunu soylemek gerekirse ondan
sonra kimseye guvenemedim ve bana guvenecek bir insan da bulamadim.
Tum bu anlattiklarimdan ne cikaracaksiniz bilmiyorum ama sunu da
eklemeliyim ki, ondan sonra yalniz kalmak istedim, icime kapandim.
Fakat burasi disaridan daha kalabalik ve karanlik.''


Elinde ki not defterine kisa notlar yazan doktor, siyah ve kalin
cerceveli gozluklerini cikardi. Uzerinde ufak heykeller bulunan
sehpanin uzerine birakti. Kafasini olanlari onaylarmiscasina one dogru
sallayarak ayaga kalkti. Masasina gecti ve not defterine yazdiklarina
goz atti. Dogrusu onun icin bu seans yeterli miydi bilinmez ama
kendisini iyi hissetmedigi apacik ortadaydi. Kisa bir sure
sessizlikten sonra doktor konusmaya basladi.


''-Saniyorum ki bu yasadiginiz ask ya da siz adini her ne koyduysaniz,
sizin icinizde hala var olan fakat hem sizin, hemde bu durumunuza
neden olan kisinin durumu kabullenmemesinden kaynaklanan bir
psikolojik tramvaya neden olmus. Anlattiklariniza dayanarak sizin
durumunuz diger kisiden daha iyi ve hafif. Ancak onun durumu oldukca
vahim ve agir. Sandiginizdan fazla tehlikeli olabilir cunku kendisi
katatonik bir sizofren. Siz bu durumdan ufak bir tatil ve yeni
arkadasliklarla kurtulabilirsiniz.''


Doktor fena halde yaniliyordu. Cunku ortada ne diger kisi, ne mektup,
ne de o mektupta sizofren bir adamin yazdigi son satirlar yoktu.
Karsisinda hafif depresyon teshisi koydugu kadin, uc yildir kendi
adresine yazdigi mektuplari gondeririyordu. Kadin, kendisini terkeden
adamin gidisini kabullenememis, bir turlu hayata tutunamamis ve isini
kaybetmisti. Siyah asfaltin, yeni cizilmis yol seritleriyle uyumunu
ortaya cikaran yagmurlu havalarda aklina gelen eski anilari
hatirladikca kendini kaybediyor, hatirlayamadiklarini kendini
hatirlatmaya zorladikca yasadigi ani unutuyordu bazen. Bazen olur
oyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder